Kule Bir Rahmettir: Tarotun En Korkulan Kartını Okumak

XVI numaralı kart zanaatın içinden: Marsilya'nın 'Maison Dieu'sü, Waite'in yıldırım çarpmış kulesi ve ustaların bu kartı gerçekte nasıl ele aldığı.
Hangi tarot okuyucusuna sorsan, soranın yüzünü değiştiren kart hep aynıdır: on altıncı koz. Yıldırım, düşen bir taç, havada iki beden. Yine de elleri bu kartlarda ağarmış okuyucular Kule'ye şefkate yakın bir şeyle davranır — çünkü onun bir ömürde gerçekte ne yaptığını görmüşlerdir.
İki kule, iki soy
Aslında iki Kule vardır. Marsilya Tarotu'nda — Fransız kâğıtçıların on yedinci yüzyılda kalıba döktüğü desende — kartın adı La Maison Dieu, Tanrı'nın Evi'dir; kulesi tacını renkli bir ateş fışkırmasına kaptırır ve kimi eski okuyucular bunu yıkım değil, mühürlü bir yerden çıkan nefes olarak görürdü. 1909'da Pamela Colman Smith, dünyanın bugün tanıdığı sureti A.E. Waite için çizdi: kara gökyüzü, keskin yıldırım, yerinden koparılmış taç. Waite'in Resimli Tarot Anahtarı'ndaki kendi şerhi şaşırtıcı kesinliktedir: kartı bir yalan evinin yıkılışı diye okur — hakikatle karşılaşmaya dayanamayan bir inanç yapısı. Ceza değil; tashih. Yesevî ocağının diliyle: yalan hırka, ilk rüzgârda omuzdan düşer.
Kart gerçekte neyi anlatır
Kule neredeyse hiçbir zaman bir olay haber vermez. Bir yapıyı adlandırır — bir kurmaca üstüne kurulmuş işi, bir evin üstünde durduğu suskunluğu, yıllar önce dar gelmiş bir kimliği — ve şunu söyler: bu zaten inecekti; erken inmesi rahmettir. Bu yüzden ustalar acemilerden başka bir soru sorar. Acemi, hangi felaket geliyor? der. Usta, bu insanın hayatındaki hangi yapı zaten sahte? der — çünkü yıldırımın bulduğu yalnız odur. Kulenin tepesinden düşen taç ise zanaatın kibir üzerine en eski nüktesidir: ilk çarpılan, en yükseğe konandır.
Destenin kendi cevabı
Acemilerin kaçırdığı, eskilerin yaslandığı bir ayrıntı: kozlar bir dizidir ve Kule'den sonraki kart Yıldız'dır — suyun başına diz çökmüş, telaşsız, döken bir kadın. Deste kendisi söz verir: kopuşun ardından kana kana içirme gelir; bu sırayla, tersi değil. Kule'yi arkasındaki Yıldız'ı göstermeden teslim eden okuyucu, uzun bir cümlenin yarısını okuyup susmuştur. Bu dizisel okuyuş — her kozun komşusunca cevaplanışı — eski Marsilya işidir ve kartı çığlıktan menteşeye çevirir.
Masada tutum
Ahlak, destenin başka hiçbir yerinde burada olduğu kadar ağır basmaz. Korkmuş bir soran, okuyucusuna büyük bir güç teslim eder; geleneğin cevabı, o gücü kullanmamaktır. Kule asla silah yapılmaz — ne bir seansı dramatize etmek ne de birini pahalı bir 'çareye' yumuşatmak için; bu, bu işin en eski dolandırıcılığıdır ve her namuslu okuyucu adını koyar. Kart yerine oturtulur: yetmiş sekizde bir, bugün çekilmiş, bu soru hakkında. Sonra dizgin sahibine geri verilir: Kule açıldığında işe yarayan soru şudur: düşmeden önce neyi kendi elinle, usulca indirmeyi yeğlersin? Seçerek yıkmak temeli korur. Zoru söylemekten kaçmamayı Fal 'Hayır' Dediğinde'de, bu yüreği günde tek kartla biriktirmeyi Günde Bir Kart'ta yazdık.
Rahmetin açık hali
Bir Kule mevsimi yaşamış olanlar — o teşhis, o işten çıkarma, yanlış sofrada yüksek sesle söylenen o doğru — sonrasında hemen hep aynı iki şeyi söyler: bir ay boyunca korktuklarından beterdi, ve yıllardır kurdukları her şeyden daha hakikiydi. Kartın rahmeti, insanın bir yalana kira ödemeyi sürdürmesine izin vermeyişidir. Rüyalar bu işi geceleri yapar — mektuplarını Rüya Bir Mektuptur'da yazdık. Kule ise gün ışığında, bir seferde yapar; ve sonra deste sözünü tutar: Yıldız.
Kitaplık zanaatı öğretir. Okuma, onu sana uygular.
Kişisel okumanı al

